14 Kasım 2013 Perşembe

Lavoisier’in Başı Düşerken; Bilim Ayağa Kalktı

bilimm
 
 
Kimya Biliminin Dehası Lavoisier
 
Kimya  biliminin dehası Lavoisier’nin asıl eğitimi hukuktu ve Paris Barosu’na kayıtlı bir avukattı. Bilimsel gözlem ve yorum üzerine yaptığı konuşmaları nedeniyle bütün dünyada ün kazanmıştı. Kimya bilimini reddeden yobazları gösterip, "Bu kelleler hiçbir şeye yaramaz." dediği için tutuklandı. Aynı gün yargılanıp giyotinle ölüme mahkum edildi. Lavoisier, matematikçi arkadaşı Lagrange’i çağırdı ve "Kafam sepete düştüğünde gözlerime bak. Eğer iki kere göz kırparsam, insanın kafası kesildikten sonra bir süre daha beyin düşünmeye devam etmekte demektir…" dedi. Lavoisier’in kafası kesildi, sepete düştü ve gülerek iki kere göz kırptı… Matematikçi Lagrange diyor ki: "Lavoisier’in son saniyedeki ispat arayışı, bilimselliğin yüzyıllar sürecek meşalesidir. Ama o yobaz kafalar asırlarca karanlıkta sürünecekler, insanlığı da süründürecekler ne yazık ki… Onun kafasının düşmesi için bir saniye yetti ama öyle bir kafanın yetişmesi için belki de yüzyıl beklememiz gerekecek…"
 
’’Kesik Başım Gözünü İki Kere Kırparsa..."
 
Bu anekdot bir e-posta olarak bir dostum tarafından bana iletildiğinde çok ama çok etkilendim. Öncelikle , inanmak ve bir bilim adamı olarak yaşamak ve ölmek bu olsa gerek, diye düşündüm. Giyotinle kellesi alınırken bile bilime ve insanlığa hizmet etmeye çabalamak… Öte yanda dogmaların ve yobazlığın karanlıklarına karşın tüm dünya bir avuç namuslu ve inanmış insanın çabasıyla yürüyor hala. Peki kimdir bu Lavoisier ve hangi ortamda yaşadı, ne yaptı da idama mahkum oldu?
 
Lavoisier’in Yaşamı
 
Antoine-Laurent de Lavoisier (26 Ağustos1743 - 8 Mayıs1794 / Paris)
Yaşamında iki devrim görmüş ünlü Fransız kimyacı.
Devrimlerden biri, yüzyıllar boyunca "simya" adı altında sürdürülen çalışmaların, bugünkü anlamda, kimya bilimine dönüşmesidir. Lavoisier bu devrimin en önemli kahramanıdır. İkinci devrim, "1789 Fransız İhtilali" diye bilinir. Lavoisier bu devrimin önemli aktörlerinden biri olmasına karşın,  yeni icat edilen giyotinle kellesi alınan ilk kişilerdendir ("Devrim önce kendi çocuklarını yer…") Lavoisier  Parisli zengin bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelir. Daha küçük yaşında iken annesini yitiren Lavoisier, babasının yakın ilgi ve bakımıyla büyür. Başlangıçta, belki de onun etkisiyle, hukukçu olmaya yönelir. Ancak bu arada uyanan deneysel bilim merakı, çok geçmeden bir tutkuya dönüşür. Yirmi bir yaşına yeni bastığında, Paris’in sokaklarını aydınlatma proje yarışmasında birinciliği alır, Fransız Bilim Akademisi’nce altın madalya ile ödüllendirilir. 25 yaşına geldiğinde, özellikle kimya alanındaki çalışmaları göz önüne alınarak akademiye üye seçilir. Bu arada hükümetin özel bir komisyonunda görevlendirilen genç bilim adamı, metrik sistemin oluşturulması, Fransa’nın jeolojik haritasının çıkarılması gibi etkinliklerden, tarımda verimin yükseltilmesine uzanan pek çok uygulamalı bilim çalışmalarını düzenler. Ayrıca o sırada bir tür abluka altında olan ülkesinin savunma ihtiyacı barutun üretim sorumluluğunu üstlenir. Genç bilim adamı bu kadarla da yetinmez; ilerde yaşamını yitirmesine yol açan bir işe, ülkenin bozuk vergi sistemini düzeltme işine el atar. 
 
Doğada hiçbir şey yoktan var olamaz ve var olan hiçbir şey yok edilemez
 
Ama tüm bu uğraşlarına karşın Lavoisier, kendisini asıl ilgilendiren bilimden kopmamıştır; her fırsatta özel laboratuvarına çekilip deneylerini sürdürmekten geri kalmaz. Kimya dili,  mantıksal düzen ve kuramsal açıklama yönlerinden bilimsel kimliğini Lavoisier’e borçludur. Tüm bu çalışmalarında ona büyük desteği eşi sağlar. Deney şekillerini çizer, yabancı dillerden kaynak çeviriler yapar, makale ve kitaplarını yayıma hazırlar. 
 
Antoine-Laurent_Lavoisier_by_Louis_Jean_Desire_Delaistre
Toprak, Su, Ateş, Hava
 
Lavoisier araştırmalarına başladığında, kimyada Antik Yunanlıların maddeye ilişkin dört element (toprak, su, ateş ve hava) öğretisinin yanı sıra, yanmaya ilişkin flogiston kuramı geçerliydi. Bilindiği gibi, bir tahta ya da bez parçası yandığında duman ve alev çıkar, yanan nesne bir miktar kül bırakarak yok olur. Yürürlükteki kurama göre yanma; yanan nesnenin Flogiston denen ama ne olduğu bilinmeyen, gizemli bir madde çıkarması demekti. Aslında yanma olayını açıklamadaki güçlüğün bir nedeni gazlara ilişkin bilgi eksikliğiydi. 1756’da İskoç kimyager Joseph Black "sabit gaz" dediği "karbondioksidi" buluncaya dek bilinen tek gaz hava idi. İngiliz kimya bilgini Joseph Priestley daha sonra deneysel olarak 10 kadar yeni gaz keşfeder. Bunlardan biri onun "yetkin gaz" dediği, ileride Lavoisier’in "oksijen" adını verdiği gazdır. Oksijenin keşfi ile Lavoisier, yanma – oksitlenme olayını açıklığa kavuşturmuştur. 1789 yılında yayımlanan "Traité Elémentaire de Chimie" adlı yapıtı, kendi alanında Newton’un "Principia"sı sayılsa yeridir. Biri modern fiziğin, diğeri modern kimyanın temelini atmıştır. Lavoisier’i unutulmaz yapan bir özelliği de nesnelerin kimyasal değişimlerini ölçmede gösterdiği olağanüstü duyarlılıktı. Bu özelliği ona "Kütlenin Korunumu Yasası" diye bilinen çok önemli bilimsel bir ilkeyi ortaya koyma olanağı sağlar. Lavoisier, kimi kez kendi adıyla da anılan bu ilkeyi şöyle dile getirmişti: Doğanın tüm işleyişlerinde hiçbir şeyin yoktan var edilmediği, tüm deneysel dönüşümlerde maddenin miktar olarak aynı kaldığı, elementlerin tüm bileşimlerinde nicel ve nitel özelliklerini koruduğu gerçeğini tartışılmaz bir aksiyom olarak ortaya sürebiliriz. Pozitif bilimin temeli olan bu açıklamanın özeti şudur: "Doğada hiçbir şey yoktan var olamaz ve var olan hiçbir şey yok edilemez…" Lavoisier solunum esnasında oksijen alınıp, karbondioksit verildiğini belirledi. Deneyler sonucunda solunumun da bir çeşit yanma olduğunu anladı ve kalorimetre yardımıyla kimyevi reaksiyonların ısısını ölçtü. 
 

“Cumhuriyet’in Bilginlere İhtiyacı Yoktur”
 
1794 yılında solunum üzerinde deneylerini yapmakta olduğu bir sırada Lavoisier, Devrim Mahkemesi önüne çıkarılır. İki garip suçlamaya hedef olmuştur:
1) Devrim karşıtı olarak karalanan aristokrasiyle ilişkisi
2) Vergi toplamada yolsuzluk (Lavoisier topladığı vergilerin küçük bir bölümünü laboratuvar deneyleri için harcamıştı.)
Elbette ki, bunlar sadece bahaneydi. Temel sorun; yönetimdeki yobazların dogmalarına, dinsel bağnazlıklarına karşı çıkışıyla ilgiliydi. Lavoisier’i kurtarmak için dostları mahkemeye koşmuştu ama tanık olarak bile dinlenmemişlerdi. "Yurttaş Lavoisier’in çalışmalarıyla Fransa’ya onur sağlayan büyük bir bilgin olduğunda hepimiz birleşiyor, bağışlanmasını diliyoruz." dilekçesiyle başvuran günün seçkin bilim adamlarına, yargıcın verdiği yanıt kesin ve çarpıcıdır : "Cumhuriyetin bilginlere ihtiyacı yoktur…" Galileo yaşamının son 10 yılını Engizisyon’un göz hapsinde geçirmişti. Lavoisier’in sonu daha acıklı olur; 51 yaşında iken, "devrim" adına kafası giyotinle uçurulur. Lavoisier, boynunun vurulmasını beklerken kitap okuyordur. Cellat, onu giyotine götürmek için yanına geldiğinde, Lavoisier  nerede kaldığını unutmamak için okuduğu kitabın arasına bir kitap ayracı koymuştur…
 
Tam 217 yıl sonra muzip bir gülümsemeyle göz kırpıyor ve soruyor Lavoisier:
"nerede kalmıştık ?..."
 
Kaynak: altinsehiradana.com

1 yorum:

levent türkyılmaz dedi ki...

Diziye biran önce başlamam gerek :)