13 Mart 2013 Çarşamba
Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü 'İnternet Düşmanları' Raporu Yayınladı
Sınır Tanımayan Gazeteciler (STG) örgütü, internette en sıkı takip ve gözetleme yapan ülkelerin listelendiği "İnternet Düşmanları" raporunu yayınladı.
İnternet özgürlüğü ile ilgili çalışmalarıyla tanınan uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler (STG) örgütü tarafından hazırlanan ve dünyada internette en sıkı takip ve gözetleme yapan ülkelerin listelendiği "İnternet Düşmanları" raporu yayınlandı.
Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü, Dünya İnternet Sansürüyle Mücadele Günü vesilesiyle yayınladığı raporda Suriye, Çin, İran, Bahreyn ve Vietnam’ın en aktif bir şekilde siber casusluk yapan ülkeler olarak ilan etti.
STG örgütü tarafından yayınlanan raporda dünyada kendi vatandaşlarına en çok takip, izleme ve gözetleme yapan ülkeler Çin, İran, Suriye, Bahreyn ve Vietnam olarak sıralanırken, ayrıca izleme işini yüklenen 5 ayrı şirketin ismi de kamuoyuna açıklandı.
Örgütün “İnternet düşmanları” raporunda, “Yaklaşık 5 milyon Suriyeli internet kullanıcısının, biri Devlet Başkanı Beşar Esad tarafından kurulan iki şirket vasıtasıyla sıkı takibat altında bulunuyor. Son zamanlarda Suriye’de 22 gazeteci ve 18 internet kullanıcısı hapsedildi.” ifadeleri yer aldı.
Raporda, ülkedeki nükleer tesislere hackerlerin saldırısını önlemek adı altında internete sıkı takibat uygulayan İran yönetiminin, devletin sıkı kontrolü atında bulunacak yerel izole bir internet ağ üzerinde çalıştığı bildiriliyor.
Raporda, “Son bir yılda İran’da 20 internet kullanıcı tutuklandı, biri de öldürüldü.” denildi.
İran'da internette 'demokrasi' yazmak takip nedeni sayılırken, halkta huzursuzluk olduğunda, internet yavaşlatılıyor, telefon bağlantıları kesintiye uğruyor.
Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü, Çin yönetiminin kullandığı siber kontrolünün, dünyanın en güçlü ve geniş sistemi olduğunu belirtti. "İnternet Düşmanları" raporuna göre, "Çin'de internete kimlik numarası ile giriliyor."
Raporda, “Çin, tutuklanan internet kullanıcısı sayısına göre dünya lideri. Hâlihazırda 30 gazeteci ve 69 internet kullanıcısı hapislerde.” değerlendirmede bulundu.
Kaynak: baskahaber.org
9 Mart 2013 Cumartesi
Bursa 11. Kitap Fuarı
Bursa Kitap Fuarı 9-17 Mart 2013 tarihleri arasında Bursa Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi’nde kitapseverlerle buluşmaya hazırlanıyor
Kuruluşumuz TÜYAP Bursa Fuarcılık A.Ş. ve Türkiye Yayıncılar Birliği işbirliğiyle düzenlenen Bursa 11. Kitap Fuarı, 9-17 Mart 2013 tarihleri arasında Bursa Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi’nde kapılarını okurlara açmaya hazırlanıyor.
Bursa’da “Kitap Baharı”nı estirecek olan fuara bu yıl, 270 yayınevi ve sivil toplum kuruluşu katılıyor. Dokuz gün süresince söyleşi, panel, şiir dinletisi, okuma saatleri ve çocuk etkinlikleri gibi 70 kültür etkinliği ve imza günlerinde 500 yazar okurlarıyla buluşacak.
Gülten Dayıoğlu, İlber Ortaylı, Üstün Dökmen, Ayşe Kulin, Can Dündar, Ece Temelkuran, Yekta Kopan, İpek Ongun, Enver Aysever, Canan Tan, Ahmet Ümit, Cemil Kavukçu, Necdet Neydim…ve pek çok değerli isim fuarın konukları arasında.
Bursa’da “Kitap Baharı”nı estirecek olan fuara bu yıl, 270 yayınevi ve sivil toplum kuruluşu katılıyor. Dokuz gün süresince söyleşi, panel, şiir dinletisi, okuma saatleri ve çocuk etkinlikleri gibi 70 kültür etkinliği ve imza günlerinde 500 yazar okurlarıyla buluşacak.
Gülten Dayıoğlu, İlber Ortaylı, Üstün Dökmen, Ayşe Kulin, Can Dündar, Ece Temelkuran, Yekta Kopan, İpek Ongun, Enver Aysever, Canan Tan, Ahmet Ümit, Cemil Kavukçu, Necdet Neydim…ve pek çok değerli isim fuarın konukları arasında.
Bursa 11. Kitap Fuarı, 9-16 Mart 2013
tarihleri arasında 10.00-19.30, kapanış günü olan 17 Mart 2013
tarihinde ise 10.00-19.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir. Fuara
giriş ücretsizdir.
Etkinlikler ve detaylı bilgi için: http://www.tuyap.com.tr/webpages/bursakitapfuari/index.php
Etkinlikler ve detaylı bilgi için: http://www.tuyap.com.tr/webpages/bursakitapfuari/index.php
Tarkan'dan 8 Mart Mesajı: Kutsalla Namus Arasında Sıkışmış Bir Erkekliğin Zorbalığı
Tarkan Tevetoğlu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle bir mesaj kaleme aldı. Mesajında, 8 Mart'ın kutlanılacak bir gün olmadığını belirten Tarkan bunun nedenlerini de sıraladı.
Tarkan'ın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü mesajı şöyle:
8 Mart Dünya Kadınlar Günü, aslında takvimimizin çok derin acılarla yüklü bir günüdür ve kutlanacak bir gün de değildir bence…
Anneyi, anneliği kutsal sayan bu toplumda erkekler ne yazık ki hâlâ kadınları, kızları öldürüyor! Bu çelişkiyi anlamak mümkün değil!
Bir yandan annesini, anneliği kutsuyor; diğer yandan başka annelere, anne adaylarına işkence ediyor, dövüyor. Hatta emeklerini sonuna kadar sömürüyor. Onların özgürlüğünü ellerinden alıyor.
Kutsalla namus arasında sıkışmış bir erkekliğin zorbalığı tetikleyen hastalıklı zihnidir bu…
Öyle bir erkek zihni oluşturulmuş ki, sadece kendi var oluşunu kabul ediyor; yakınlarındaki kadınlara, kendi izni ve onayı dışında var olma, gelişme, düşünme, hissetme, konuşma şansı tanımıyor... Onaylamadığı bir durumla karşılaşınca da, zihninin doğruladığı herhangi bir gerekçeye sığınıp onlara her türlü şiddeti uyguluyor, hatta öldürüyor, bazen de diri diri toprağa gömüyor…
Bu günün kutlanması için;
Erkek zulmüne uğramakta olan bütün kadınların acılarının dinmesi, ölüm ve şiddet riskinden kurtulmaları, çocuk gelinlerin kurtarılmaları ve bütün kadınların özgürleşmeleri gerekir...
Hukukun, şiddete maruz kalan kadınları daha fazla desteklemesi gerekir...
Hepimizin, kadınlara uygulanan şiddete karşı bilinçlenmesi ve sonuna kadar savaşması gerekir...
8 Mart, ancak o zaman kutlanacak bir gün olur...
8 Mart 2013 Cuma
Rüzgarın Hatıraları Özcan Alper
Özcan Alper’in üçüncü film projesi “Rüzgarın Hatıraları“, Cannes Film Festivali kapsamında gerçekleştirilen Cinefondation, L’Atelier programına seçildi.
2005 yılından beri gerçekleştirilen L'Atelier'de genç yönetmenler ve onların projelerini, dünyadaki yapımcı ve dağıtımcılarla bir araya getirerek yeni yeteneklere dikkat çekiliyor. Başvuru yerine davetle proje seçen programa bu yıl bu yıl tüm dünyadan 15 proje seçildi. Seçilen projeler 16 -24 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilecek Cannes Film Festivali sırasında film endüstrisinin profesyonelleri ile buluşacak.
Proje daha önce Güney Kore'de gerçekleştirilen Asya Film Marketi'ne seçilmiş, sonrasında Fransa'nın Montpellier kentinde düzenlenen Cinemed Senaryo Yarışması'nda da birincilik ödülü almış, daha sonrada Rotterdam Film Festivali'nin desteklediği Hubert Bals Fonu'ndan senaryo ve proje geliştirme desteği almıştı.
Bir sınırda geçen, aşk ve ölüm teması üzerine olan Rüzgarın Hatıraları filmi, Türkiye, Gürcistan, Almanya ve Fransa ortak yapımı olarak gerçekleştirilecek. Nar Film yapımı Rüzgarın Hatıraları'nın önümüzdeki sonbaharda çekilmesi planlanıyor.
'Rüzgarın Hatıraları' filmine Kültür Bakanlığı herhangi bir destek vermemişti.
http://www.festival-cannes.com/en/article/59616.html
http://www.cinefondation.com
5 Mart 2013 Salı
Fotoğraf Sergisi: TEK - Mustafa Seven
Fotograf paylaşım uygulaması Instagram’da dünya çapında ün kazanan ve uluslararası düzeyde 256 bin takipçisi bulunan fotograf sanatçısı Mustafa Seven İstanbul’da sergi açıyor.
Türkiye’de
uzun yıllar birçok basın kuruluşunda fotoğrafçılık yapan Mustafa Seven,
internet ve mobil dünyanın en popüler fotoğraf paylaşım hizmetlerinden
Instagram’da çok büyük bir üne kavuştu. Günlük hayata ait anları
yansıttığı kareleriyle Türkiye’de takipçi rekoru kıran, dünyanın dört
bir yanında da binlerce hayrana kavuşan Seven’in fotoğrafları, aynı
zamanda Twitter ve Facebook’ta da paylaşılıyor.
Sosyal medyada küresel alanda ün kazanan ‘efsane Türk’ Mustafa Seven Fotograf Sergisi "Tek" 7 Mart'ta Galeri Eksen'de...
Fotograflarını
uzun yıllar gazete ve dergilerde görmeye alıştığımız Mustafa Seven’in
“Tek” isimli fotograf sergisi yaşamın içinden farklı anları içeren ve
Seven’in fotografik dilinin ipuçlarını barındıran fotografları bir araya
getiriyor. Seven’in Türkiye genelinde yapmış olduğu yolculuklarda, dost
sohbetlerinde ve içine karıştığı yaşamlarda ortaya çıkan karelerin
ortak yanı ise yaşam ile kurduğu bağ.
Kaynak: ntvmsnbc.com
Etiketler:
fotoğraf,
Mustafa Seven,
sergi
3 Mart 2013 Pazar
Sinemanın Hikayesi
Sinemaya bir aşk mektubu
15 saatlik bu görkemli çalışma sinema tarihi üzerine bugüne kadar yapılmış en kapsamlı belgesel...
Ödüllü yönetmen Mark Cousins tarafından yazılıp yönetilen Sinemanın
Hikayesi, dünden bugüne dünya sinemasının geçirdiği evreleri,
değişimleri ve yaratıcılık sürecini ele alıyor ve izleyiciye adeta
sinema tarihi kitaplarının filme çekilmiş bir versiyonunu sunuyor.
4
kıtada sinema tarihinin 110 yılını, binlerce filmi kapsayan ve çekim
süreci 6 yılı aşan bu devasa çalışma yönetmenlerin birbirlerinden ve
tarih boyunca yer almış önemli olaylardan nasıl etkilendiklerini
anlatıyor.
Belgesel bugüne kadar çekilmiş en muhteşem filmlere yer verirken adeta bir yol gösterici niteliği taşıyor.
Sinemanın gelişimine ithaf edilen bir “aşk mektubu” niteliğindeki bu film için Cousins, Hollywood’dan Mumbai’ye, Hitchcock’un Londra’sından Pather Panchali’nin çekildiği Hindistan kasabasına kadar sinema tarihinde önemli yer edinmiş birçok mekan geziyor. Başlangıcından yola çıkarak izleyiciyi sinemanın dev, multimilyarlık bir dijital endüstriye dönüşme serüvenine tanık ediyor.
Bu
olağanüstü çalışma, Bernardo Bertolucci, Stanley Donen, Gus Van Sant,
Lars Von Trier, Claire Denis, Martin Scorsese, Baz Luhrman, Alexander
Sokurov, Ken Loach, Jane Campion, Abbas Kiarostami ve Claudia Cardinale
gibi efsanevi sinemacılar ve aktörlerle yapılmış röportajlara da yer
vererek izleyiciyi sinema dilindeki teknik ve artistik değişimlerle
ilgili eşsiz bilgilerle donatıyor.
Aklımızdaki
sinema tarihi haritasını yeniden çizmenin vakti geldi. Dünya sinema
tarihini bütünüyle gözler önüne seren 15 saatlik bu görkemli çalışma
sinema adına koleksiyonunuzun en değerli parçası haline gelecek.
ADETA BİR SİNEMA OKULU GİBİ!
Yazan, yöneten ve anlatan: MARK COUSINS
Seslendiren: UĞUR TAŞDEMİR
Kurgu: TIMO LANGER
Yapımcı: JOHN ARCHER
Konuşmacılar: WIM WENDERS, GUS VAN SANT, LARS VON TRIER, CLAIRE DENIS, KEN LOACH, BERNARDO BERTOLUCCI, JANE CAMPION, ROY ANDERSSON , PAUL SCHRADER, ALEXANDER SOKUROV, STANLEY DONEN, TSAI MING-LIANG, ABBAS KIAROSTAMI, CLAUDIA CARDINALE VE DAHA BİRÇOKLARI…
Yazan, yöneten ve anlatan: MARK COUSINS
Seslendiren: UĞUR TAŞDEMİR
Kurgu: TIMO LANGER
Yapımcı: JOHN ARCHER
Konuşmacılar: WIM WENDERS, GUS VAN SANT, LARS VON TRIER, CLAIRE DENIS, KEN LOACH, BERNARDO BERTOLUCCI, JANE CAMPION, ROY ANDERSSON , PAUL SCHRADER, ALEXANDER SOKUROV, STANLEY DONEN, TSAI MING-LIANG, ABBAS KIAROSTAMI, CLAUDIA CARDINALE VE DAHA BİRÇOKLARI…
İçindekiler:
SİNEMANIN DOĞUŞU (1895-1920)
HOLLYWOOD RÜYASI (1920’ler)
DIŞAVURUMCULUK, İZLENİMCİLİK, GERÇEKÜSTÜCÜLÜK (1920’ler)
SİNEMADA SESİN KULLANILMAYA BAŞLAMASI (1930’lar)
SAVAŞ SONRASI SİNEMASI (1940’lar)
SEKS VE MELODRAM (1950’ler)
AVRUPA YENİ DALGASI (1960’lar)
YENİ YÖNETMENLER, YENİ BİÇİM (1960’lar)
70’Lİ YILLARIN AMERİKAN SİNEMASI
DÜNYAYI DEĞİŞTİRECEK FİLMLER (1970’ler)
MULTİPLEKSLERİN VE ASYA ANA AKIM SİNEMASININ ORTAYA ÇIKIŞI (1970’ler)
İKTİDARLA KAVGA: SİNEMADA PROTESTO (1980’ler)
YENİ SINIRLAR: AFRİKA, ASYA ve LATİN AMERİKA’DA DÜNYA SİNEMASI (1990’lar)
YENİ AMERİKAN BAĞIMSIZLARI VE DİJİTAL DEVRİM (1990’lar)
BUGÜNÜN SİNEMASI VE YARIN (2000’ler)
SİNEMANIN DOĞUŞU (1895-1920)
HOLLYWOOD RÜYASI (1920’ler)
DIŞAVURUMCULUK, İZLENİMCİLİK, GERÇEKÜSTÜCÜLÜK (1920’ler)
SİNEMADA SESİN KULLANILMAYA BAŞLAMASI (1930’lar)
SAVAŞ SONRASI SİNEMASI (1940’lar)
SEKS VE MELODRAM (1950’ler)
AVRUPA YENİ DALGASI (1960’lar)
YENİ YÖNETMENLER, YENİ BİÇİM (1960’lar)
70’Lİ YILLARIN AMERİKAN SİNEMASI
DÜNYAYI DEĞİŞTİRECEK FİLMLER (1970’ler)
MULTİPLEKSLERİN VE ASYA ANA AKIM SİNEMASININ ORTAYA ÇIKIŞI (1970’ler)
İKTİDARLA KAVGA: SİNEMADA PROTESTO (1980’ler)
YENİ SINIRLAR: AFRİKA, ASYA ve LATİN AMERİKA’DA DÜNYA SİNEMASI (1990’lar)
YENİ AMERİKAN BAĞIMSIZLARI VE DİJİTAL DEVRİM (1990’lar)
BUGÜNÜN SİNEMASI VE YARIN (2000’ler)
Bu filmi neden çekmek istedik?, Mark Cousins
70’li yıllarda, Kuzey İrlanda’daki etnik-siyasi çatışma döneminde (The Troubles) Belfast’ta ufak tefek, ürkek bir çocuk olarak büyürken sinema sığınağım oldu. Beni sakinleştirdi, farklı yerlere götürdü, içimden şarkı söyleyip dans etmemi sağladı. Biçimle beni heyecanlandırdı. Bu aşk mektubuyla sinemaya teşekkür etmek istedim.
Daha
önce film türlerinin tarihi yazılmıştı, film yıldızlarının, Avrupa
sinemasının, popüler sinemanın, Godard’ın denemeciliğinin tarihi falan
da yazıldı. Ama kimse sinemadaki yeniliklerin tarihini yazmayı denemedi.
Bu görevin zorluğuna bayılıyor, aynı zamanda ondan ürküyordum.
Öte
yandan, sinema tarihinin genellikle dar görüşlü ve mahalli bir
yaklaşımla ele alınmasına da kızıyordum. Garbo’yu anımsarız da, büyük
Çinli aktris Ruan Lingyu’yu bilmeyiz; Pixar’a taparız, ama Muhammed
AliTalebi’nin harika İran çocuk filmlerini es geçeriz. Bu düpedüz
haksızlıktır. Oyun eşit zeminde oynanmıyor. Devasa pazarlama bütçesi
olan zorbalar, iyi olsun olmasın kendi filmlerini bizlere dayatarak
seçeneklerimizi kısıtlıyorlar.
Bu
filmin yapılmasının dördüncü sebebi, dijital çağda giderek daha fazla
sayıda filmin DVD ve Blu-Ray olarak erişilebilir hale gelmesiyle
izleyicilerin seçim yapmakta zorlanmasıdır. Onların seçim yapmasını
kolaylaştıracak bir şey ortaya koymak istedik. Son bir sebep de şu:
Politikanın, iletişimin, tüketimin küreselleştiği, görüntülü ifadenin
CNN’leştiği ve dünyanın en güçlü bazı ülkelerindeki politikacıların
nadiren seyahat ettiği bir çağda dünya filmleri, şişe içinde denize
bırakılmış hayati mesajlardır. Geldikleri yerin ruhunu taşırlar. 80’li
yıllarda pek az şey Gregory’nin Sevgilisi / Gregory’s Girl kadar İskoçya
kokar. Pek az şey bizi Mambéty’nin Touki Bouki’si gibi 70’li yılların
Senegal’ine götürebilir. Sinemanın, hayatı ve bazen de özlem ve düşleri
simgelemekteki becerisi, onu modern hayatın özyaşamöyküsü haline getirir
adeta ve çoğu özyaşamöyküsü gibi kusurlu, pervasız ve cilvelidir.
(DVD kitapçığından alıntıdır)
Kaynak: http://www.ntvmsnbc.com/id/25425707/
Kaynak: http://www.ntvmsnbc.com/id/25425707/
Etiketler:
belgesel,
filmler,
kitaplar,
Mark Cousins,
sinema
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



